>>

   Ana Sayfa
    Programlar yeni.!
    Oyun yeni.!
    Sohbet
    Güzel Sözler
    Aşk & Sevgi
   
Hazır Mesajlar
    Rüya Tabirleri
    İtiraflar
    Güzeller Galerisi
    Liseli Kızlar yeni.!
    Fıkralar
    Şiirler
    Müzik Dinle
    Bayanlara Özel
    Erkeklere Özel
    Mankenler
    Burçlar
   
Gazeteler
   
Sağlık
    Online Oyun yeni.!
    Duvar Kağıtları
   
Duvar Yazıları
    Çiçeklerin Dili
    Şifalı Bitkiler
    Karikatürler
    Hikayeler
    Logo Melodi
    Turkcell Hizmet yeni.!
   
Öss Rehberi
   
Tatil
   
Canlı Müzik
    İnternet Rehberi yeni.!
    Bilgisayar
    Şakalar
    İddaa
    Ssk Hizmet Dökümü yeni.!
   
Atatürk
    Yonja TR
    Reklam ( iletisim )
   <<
   
    

 
 Anasayfa >

 


Katagoriler : Asker Fıkraları - Av/Spor Fıkraları - Deli Fıkraları - Doktor Fıkraları - Temel Fıkraları


 Başçavuş Albayı tutuklayacakmış
Albay, binbaşıya: -Yarın güneş tutulacak. Bu her zaman görülen bir şey değildir. Erleri talim elbiseleri ile talim meydanına getirin de olayı görsünler. Ben de orada bulunup kendilerine gerekli bilgiyi vereceğim. Şayet yağmur yağarsa, tabii bir şey göremeyiz. O zaman erleri, üstü kapalı talimgaha götürürsün. Binbaşı, yüzbaşıya: -Albayın emri ile yarın sabah saat dokuzda güneş tutulacak. Bu her zaman görülen bir olay değildir. Şayet hava kapalı olursa bir şey görülemeyecektir. Bu durumda tutulma, kapalı talimgahta gerekli talim elbisesiyle yapılacaktır. Yüzbaşı, teğmene: -Albayın emri ile yarın sabah dokuzda talim elbisesi ile güneş tutulmasının açılış merasimi yapılacaktır. Şayet yağmur yağarsa ki bu durum pek görülen bir olay değildir, Albay kapalı talimgahta gerekli bilgiyi verecektir. Teğmen, başçavuşa: -Yarın sabah dokuzda hava güzel olursa, talim kıyafeti ile albay tutulacak. Kapalı talimgahta yağmur yağarsa, alayın meydanında manevra yapılacak. Çünkü bu her zaman görülen bir olay değildir. Basçavuş, askere: -Yarın sabah saat dokuzda kapalı talimgahta Albayı tutacağız. Sabah hepiniz talim teçhizat ile hazır olun. Askerler kendi aralarında: -Yarın sabah bizim başçavus Albayı tutuklayacakmış.
 

 Anneniz Ne diyor?
Çok genç bir İngiliz subayı, general olan babasının yanında yaverdi, yaşlı bir albaya emri iletmekle görevlendirildi: - "Babam birliğinizi şu karşıki tepenin yamaçlarına çekmenizi söylüyor, efendim" dedi. Yüzü moraran albay da şöyle dedi: -Demek öyle söylüyor!Peki anneniz ne diyor?!
Savci, morgdaki uc ceseti incelemek uzere gelmisti.Birinci ceset siritiyordu. Savci nedenini sordu.

"Milli piyangoda buyuk ikramiyeyi kazandi, sevincine dayanamadi, kalp krizi gecirdi ve oldu", dediler.Ikinci ceset de siritiyordu. Savci sordu;

-Bu neden siritiyor?

-Bunun da oglu dogmustu. Sevincten kalbine yenik dustu.

diye acikladilar.Ucuncu ceset Temel'in komur halindeki cesediydi.O da siritiyordu.

-Bu neden oldu?.diye sordu savci.

-Efendim, buna yildirim carpti.dediler.

-Peki neden siritiyor?

-Fotografini cekiyorlar sanmis.
 
 Tek Benmiyim ?
Manevra varmış. Mehmet elde tüfek yerde yatıyormuş. Komutan gelip sormuş: -Düşman önden gelirse ne yaparsın? Mehmet cevaplamış. Şu yandan, bu yandan, arkadan gelirse diye; tekrar tekrar sormuş komutan. Mehmet bunları da cevaplamış. Komutan en sonunda: - "Ya düşman tepeden gelirse?" deyince; - "Bu memleketin tek askeri ben miyim komutanım?"
 İçki Öldürür
Albay askerlerin içki içmelerine engel olmak için kantinin duvarına bir yazı asmıştır. Yazıda: -İçki öldürür, diye yazıyordur. Ertesi gün oradan geçen albay ne görsün?Biri yazının altına şunları ilave etmemiş mi: -Askerler ölmez!
 
Neresinden
Kore'de Türk Tugayından iki Anadolulu asker biraz gezmek için firar ederler. Şehirde bir aşağı bir yukarı dolaşırken inzibat subayı bunları yakalar ve sorar: - "Hani sizin izin kağıtlarınız?" Erler subayı atlatırız umuduyla: - "Biz Amerikalıyız..." diye cevap verirler. Subay durumu anlar, ama hiç bozuntuya vermez: - "Amerika'nın neresindensiniz?" diye sorunca: - "İçindenik kumandanım!" diye yanıt verirler...
 
Muhteran
Bir gün Cennet'in kapıları şiddetle vurulmuş: - Güm Güm Güm !! İçeriden seslenmişler: - Kim o? Dışarıdan gök gürültüsü gibi bir ses: - Biz Istanbul'u fetheden Fatih'in yiğitleriyiz! İçeriden hoş geldiniz diyerek kapılar ardına kadar açılmış ve yiğitleri içeriye buyur etmişler. Her şey çok güzel gidiyormuş. Ta ki, 40 yıl geçinceye kadar. Bir gün kapılar yine şiddetle çalınmış: - Güm Güm Güm !!! İçeriden sormuşlar: - Kim o? Dışarıdan gök gürültüsü gibi bir ses: - Biz İstanbul'u fetheden Fatih'in yiğitleriyiz! İçeriden hemen cevaplamışlar: - Onlar 40 yıl önce geldi! Dışarıdan yine ses gelmiş: - Biz mehter takımıyız, ancak geldik!
 
El bombası
Askeri hastanede yatan Temel ve arkadaşlarının cinsel organları kopmuş. Sebebini soranlara Temel anlatıyor: - "El pombasu talimu yapayuduk, pimi çektuktan sonra ona kadar sayup atmamuz emredildi, piz de parmaklarumuzla saymaya paşladuk, pir, içi, uç, tört, peş, öpür ele geçmek için pompalaru apuş arasına koyalum tedük, alti, yeti, seçiz, tokuz...Bummm!!"

© 2006 maXSohbet.NET


Dost Sitelerimiz : Sebebim.ORG - Kızlarım.Net - Senigidi.Com - SohbetKurdu.Com - Turkkolik.Com - Chatyurdu.Com - Chatlisesi.Com - Gurup.NET