|
Anasayfa
>
Aşk Ve Sevgi
- Aşk Hikayeleri |
Aşk Kapıyı
Çaldığında
Hep özlediğim, beklediğim aşkın böyle aniden kapımı
çalıvereceğini, izin almadan yüreğimde bir köşeye
yerleşeceğini hiç düşünmememiştim. Göz göze geldiğimiz anda.
Başımdan aşağıya buzlu su dökülmüş gibi hissettim.
Bakışları içimi titretti, bilmediğim, tanımadığım bir
dünyanın kapıları açılıverdi önümde... Kimde, neydi, hangi
sınıfta öğrenciydi, daha önce onu görmemiştim. Bütün gün bu
sorularla boğuştum. İlk şoku atlatıp kendime geldiğimde
okulda onu aramaya başladım. Gerçeği öğrenmem hiç zor olmadı
tabii ki! Suratıma tokat gibi çarpan gerçeği...
O okulumuzda yeni görev yapmaya başlamış bir öğretmendi çok
genç olduğu için öğrencilerden ayırt etmek mümkün değildi.
Böyle şeyler yalnız filmler de olur sanırdım. Oysa ben
sırılsıklam aşık olmuştum. Gözleri başımı döndürecek kadar
güzel olan yalnızca adını ve öğretmen olduğunu bildiğim
biri, kısacık bir zamanda hayatımı değiştirivermişti.
Ona aşık olmam benim suçum muydu? İnsan hesap kitap yaparak
aşık olmazdı ki? Tamam itiraf etmeliyim, ben pek normal biri
değilim. Başkalarına göre farklı yanlarım çok., özellikle de
aşk söz konusuysa hiçbir zaman sıradan biri olmadım ama bu
kez tamamen kaderdi. Sonunda ona söylemeye karar verdim.
Madem aşık olacak kadar cesaretliydim, söyleyecek kadar da
cesaretli olmalıydım.
Söyledim. Şaşkınlığımı ifade edecek sözleri şu an ben
bulamıyorum. Düşün bir kez, çat kapı bir öğrenci geliyor ve
‘’ ben sizi gördüğüm ilk andan beri seviyorum’’ diyor. Ne
hissedersiniz bilemem ancak o bana karşı çok olgun,
anlayışlı davrandı. Yaptığım çocukluklarla hayatını
cehenneme çevirdiğim halde sevgiyle yaklaştı.. incitmemek
için çok uğraş verdiğini şimdi anlıyorum oysa o zamanlar çok
incitmiştim. Bir gün bana hak vereceksin demişti evet onu
anlıyorum ve hak veriyorum. En doğrusunu yaptı. Zaman belki
çılgın aşkımı bitirdi. Ama ona olan saygım ve sevgim sonsuza
kadar sürecek.
Bir Dostla Aşk
Fırtınalı bir hayatın ortasında birleştik. Sen, kendine
yakın bulduğun insanların sana yaptığı hatalardan şikayet
ediyordun., bense uzun yıllar acısını çektiğim bir aşkın
yaralarını sarmaya çalışıyordum.
İyi birer dosttuk, her şeyi paylaşır olmuştuk. Bu
yakınlaşmamızın kısa bir sürede olmasına rağmen zamanım öyle
tatlı, öyle güzle geçiyordu ki ben içimdeki kıpırdanmalardan
habersizdim.
Sanki rüyadaydım, gözlerimi açtığımda dostluğun yerini aşk
almıştı. Kendimi tutamamıştım işte. Duygularıma hakim
olamamıştım. Sen benim aşkım, bense senin dostundum artık.
Sana aşık olduğumdan habersizdin. İçimdeki volkan öyle
taşmıştı ki patlamak için sabırsızlanıyordu.
Sonunda o gün gelip çatmıştı. Bütün duygularımı bütün
hislerimi açıklamıştım ben sana. Sense bana sadece şaşkın
bir ifadeyle bunların yalan ve şakadan ibaret olması için
yalvarmıştın.
Bende sana bunların ne şaka ne de yalan olduğunu üstüne basa
basa vurgulamıştım. İçim rahatlamıştı. Çünkü bir insana ‘’
seni seviyorum ‘’ demek kolay bir iş değildi. Yürek isterdi.
Ben bu işi becerememiştim ama sonucuna da katlanmak elimde
değildi. Çünkü asıl olan benim için bugündü ve ben bugün
sana söylemem gereken şeyleri yarına bırakmamıştım. Yarın
böyle bir fırsatın elime geçeceğini düşünerek bütün her şeyi
açıklamıştım.
Dünya fani her an her şey olabilir bizim dünyamızda... Şimdi
içim çok rahat ama bir o kadar da huzursuzum. Çünkü bunları
sana anlatınca suçlu ben oldum. Şimdi o eski günleri
arıyorum, hiç sebepsiz, ani ayrılışın şokunu üzerimden
atamamamın sonucundandır. Ve zaman eskiden öyle güzel öyle
tatlı geçerken şimdilerde, bin bir azap bin bir acıyla
geçiyor.
O günün üstünden çok zaman geçti. Şimdi ben senden benim
olmanı değil bana biraz hak vermeni istiyorum. Bana duyduğun
nefreti duygularımın üstünden çekmen için yalvarıyorum. Bana
ne kadar kızsan ne kadar nefret etsen de ben seni yine de
seviyorum. Duydun değil mi? Seni seviyorum
Mektupla Gelen Aşk
Ben Özlem.19 yaşındayım.arkadaşlıklar için ilginç olabilen
bir mektup kata loğuna özellik ve adres gönderdim.O
zamanlarda aşkın varlığına inanmıyordum.İzmir,Hatay dan
gelen bir mektup hayatımı değiştirdi.Ben de İzmir de olduğum
için buluşmaya karar vermiştik .Telefonun ardından ertesi
gün için sözleşmiştik.buluşmaya yarım saat geç
kalmıştım.İleride hayatımı alt üst edeceğini tahmin bile
edemediğim esmer,uzun boylu,yakışıklı birisiyle karşılaştım.
Anlaştığımız gibi sinemaya gidecektik ve Şelale filmine
gittik.Filmin başlamasına çok olduğu için neskafelerimizi
içerken sohbete daldık.Onun gibi erkeklerin var olmadığını
düşünürken şaşkınlıkla onu dinliyordum.Filmi izledik ve
sahilde kola içiyorduk.Hava soğuktu,çıkarıp ceketini
vermişti aşkım.....
Annesi ve kardeşiyle tanıştığımda onlarda çok sevmişlerdi
beni.Tabii ki bende onları...Yaşadığımız eski kötü
tecrübeleri,aşk sandığımız anları unutmuştuk.Şimdi bir
parçam halini aldı her gün birlikteyiz....gerisini o
anlatsın.
Adım Barış.23 yaşında çok romantik biriyim ve aşktan
sevgiden kopmuş olduğumu hisseciğim zaman kendimi Özlemin
yanında buldum.Bende öyle olacağını sanmıyordum.Diğer
kızlardan farkı yoktur diye düşünüyordum.Daha öncede aşkı
yaşadım.Yani öyle sanıyordum. Aşk Özlemle yaşanırmış. 3
aylık ilişkimize rağmen birbirimizi fazla tanımadığımıza
halde Sevgililer Günün de evlenme teklif ettim. Sahilde ve
yıldızların altındaydık. O da cevabını kocaman bir öpücükle
verdi. Bu arada ilk buluşmamızda yarım saat değil 45 dakika
beklemiştim. O an bilseydim onu ömrüm boyunca beklerdim. 3
gün sonra nişan yüzüklerimiz takıldı. 17,02,2002 tarihinde
nişanlandık. Şimdi ben anlatıyorum. Yani Özlem. Ben ilkleri
hep Barış’ ta yaşadım. Hayatımda ilk çiçek veren erkek,
elimi gerçekten sevgiyle sımsıcak tutan ve beni gerçekten
kıskanan erkektir... onu bulduğum ve onu sevdiğim için
Allah’a şükrediyorum. İnşallah evlenince sizlerle
mutluluğumuz tekrar paylaşırız. Umarım güzel ve kısa zamanda
oluşan sevgimiz, sonsuza kadar sürer.
Öğrencime Aşığım
27 yaşında bir kadın öğretmenim. Uzun bir süre önce bir
öğrencimin bana karşı bir şeyler hissettiğini fark ettim.
Yada kendi kafamdan böyle bir senaryo yarattım. Ben bazen
yaparım bunu ... çünkü aşka aşığım...
Ben de ona karşı bir şeyler hissetmeye başladım. Bu duygu
büyüdü büyüdü, sonuçta ben de bunalımlar, bocalamalar
başladı. Kendimden utanıyordum, bir başkası anlasa ne
yapardım?
İnsanların şekillendirdiği ve bizim hiçbir söz hakkımızın
olmadığı değer yargıları olmasa bu yaşadığım normal sayılır.
Duygular yargılanmamalı ve özgürce yaşanmalı.
Sonuçta benden 10 yaş küçük, tam olgunluğa erişmemiş ama
çocukta sayılmayan öğrencime bağlandım. Sanki o dünyamdaki
diğer yarımdı. Ölünceye kadar aynı duygularla sevebileceğim
tek kişi. Ben onu yalnız bu dünyada değil, öldükten sonra da
sevmek isteyen, onun yanından bir saniye bile ayrılmak
istemeyen, onu canımdan bir parça gibi gören bir deliyim.
Onu dünyanın en güzel yaratığı, en harika varlığı olan bir
çılgınım. Onunla bir gelecek imkansız, bunu biliyorum... ama
isterdim ki hiç olmazsa ona olan duygularımı kendime rahatça
söyleyebileyim...
O, bu sene mezun olacak. Benim onu görebilme şansım büyük
ihtimalle hiç yok. O nasıl, ne yapıyor, iyimi, hiçbir zaman
öğrenemeyeceğim. Böyle bir olay var mıdır sizce?
Konuşamadığım, soramadığım, haber alamadığım, bakamadığım,
göremediğim, kendi içimde bile yaşayamadığım aşk, sevgi, ya
da her neyse ...
Böyle bir acı var mı? İsterdim ki evlendiğini, mutlu,
sağlıklı olduğunu göreyim... onun hayatının her döneminden
haberdar olayım, yeter ki o varken ölmüş farz ederek
yaşamayayım. Beni anlamıyorsunuz değil mi? Tanrıdan şunu
diliyorum; tekrar başka bir hayatta olabilme imkanım olursa,
beni onunla aynı şartlarda, aynı yerde, hiç ayrılmamak üzere
buluştursun... lütfen beni ve duygularımı anlamaya çalışın.
|