ŞOK DiYET
Oysa ki şok
diyetler olarak kabul edilen ketojenik diyetler
kısa sürede kilo verdirdiği gibi metabolizma
üzerinde kalıcı hasarlara da neden olabiliyor. Bu
tip diyetlerin zararları hakkında bilgi almak için
VKV Amerikan Hastanesi Diyet Bölümü Şefi Uzman
Diyetisyen Dilara Koçak ile
görüştük.
Terazi ibresinin inmesi için 24
saat aç kalmanız yeterli. Ne var ki bu sahte bir
zafer. Çünkü bu yöntemle vücut su kaybına uğruyor
kaslar küçülüyor ama yağlar erimiyor. Bu aşamada
organizma kendisi için gerekli olan enerjiyi
yakalamak için kaslar ve karaciğerde bulunan
glikojen denilen bir tür şekeri yakıyor. Sonra
kasları enerjiye dönüştürüyor. İşte bu nedenle gün
boyunca yemek yemeyen kişi kendini güçsüz
hissetmeye başlıyor. Çünkü karbonhidrat almadan
veva çok kısıtlı beslenilen bir diyetle gün içinde
tüm karbonhidrat depoları boşalır, kan şekeri
düşer, tatlı isteği ve güçsüzlük artar, iş verimi
düşer, baş ağrısı oluşabilir.
Yüksek
protein içeren, karbonhidrat içermeyen düşük
kalorili diyetler metabolizmayı hızlandırdığı için
hızlı kilo kaybı sağlar fakat tartıda görülen yağ
kaybı olmayıp sadece kas ve su kaybıdır. 1 gr kas
kaybettiğinizde yaklaşık 2,7 gr su kaybedersiniz
ve böylece hızla zayıfladığınızı sanarsınız. Bunu
anlamak için en kolay yol aynaya bakmaktır. Eğer
tartıda kilo vermenize rağmen yüzünüz, kollarınız
inceliyor ve yağ deposu olan karın/ kalça bölgesi
incelmiyorsa siz yağ kaybetmiyor ve doğru
zayıflamıyorsunuz demektir.
Hızlı kilo
verdiren mucizevi hatalar
Kişinin kendi
isteği ile hızlı kilo vermesi günlük enerji
alımının azalması veya harcadığı enerjiyi egzersiz
ile artırması temeline dayanır. Hızlı kilo kaybı
genelde düşük kalorili ve proteini yüksek
diyetlerle sağlanır. Bu tür diyetlerde düşük
karbonhidrat ve ilk günlerde yaşanan su kaybı
nedeniyle ortaya çıkan hızlı kilo kaybı yüz
güldürücüdür. Düşük karbonhidratlı hızlı kilo
verdiren bu diyetler ilk kez 1863 yılında Banting
tarafından şeker hastalığının tedavisi amacıyla
kullanılmıştır. Bu diyetlerde yan etki olarak
başağrısı, bulantı, ishal, halsizlik sıkça
gözlenir. Ayrıca hızlı kilo vermeyi sağlayan ancak
kalıcı olmayıp daha fazla kilo almaya davet eden
diyetler olup, sağlık açısından önerilmemektedir.
Proteini yüksek düşük kalorili diyetlerin
kolesterol açısından da zengin olması kalp
hastalığı açısından çok önemli bir risktir. Çünkü
proteini yüksek karbonhidratı düşük diyette ekmek
ve türevleri kısıtlanır yerine, hayvansal kaynaklı
besinler daha fazla verilir ( tavuk, balık, süt,
peynir, yoğurt, et ürünleri gibi). Çok düşük
kalorili diyet yapanlarda görülen diğer bir risk
de safra kesesi problemidir.
Diyet yapan
kişiler, sonuca hemen ulaşmak istiyorlar, ancak
seneler süren yanlış beslenme alışkanlıkları
nedeniyle bozulan metabolizmalarının bir veya iki
ay gibi kısa sürede düzelmesinin imkansız olduğunu
zor kabul ediyorlar. Kilo vermekten çok elde
edilen kiloyu korumak ve kişilerin su ile kas
kaybı yerine yağ kaybetmeye yönelik diyetleri
tercih etmeleri daha doğru oysa.
Ketonojik
diyetler
Tıp dilinde şok diyetlerin diğer
adı ketojenik diyetlerdir. Çok düşük kalorili olup
protein oranı yüksek diyetlerdir. Vücut
dokularından kayıp ile kilo vermeyi sağlayan bu
diyetlerde kişinin kas ve su kaybetmeği vücut
yağının yükselmesine neden olur. Metabolizmanın
tüm dengesini bozduğu için uzun süre
kullanıldıktan sonra hızla kilo almalara neden
olur. Sağlık açısından uygun olmadığı gibi besin
öğeleri açsından yetersiz ve dengesiz olması
nedeniyle hastalıklara daha kolay yakalanma
riskini artırır.
Bölgesel şok
diyetler
Hiçbir besine adres gösterip belli
bir bölgeyi zayıflatma şansımız yoktur. Her birey
genetik şifresi doğrultusunda zayıflar, önce kalça
veya önce karın zayıflasın olayına kişi müdahale
edemez ve baştan yaratma bir hayaldir. Çünkü
şişman bir armut zayıflayınca zayıf bir armut
şeklini alır, aynı şişman elmanın, zayıf elma
olması gibi, armut tipinde bir insanı elma tipine
dönüştüremezsiniz. Beslenme bir bilimdir ve bunu
öğrenmek için kişi ya kendisi bu konuda okuyup
bilinçlenmeli ya da eğitilmelidir. Yoksa
alışkanlıklarla ve kulaktan dolma tavsiyelerle bu
iş devam ettiği takdirde yanlış, dengesiz beslenme
mutlaka obeziteyi ortaya çıkarır. Manken
diyetleri, mucize diyetler, sadece protein ya da
sadece sebze-meyve gibi tek yönlü diyetlerin
zararları bilimsel ortamlarda sürekli
vurgulanmasına rağmen medyatik ve ticari amaçlar
nedeniyle maalesef bu diyetler halen gündemdeki
yerini korumaktadır. Şişmanlık ciddi bir sağlık
sorunu olduğu için ve tedaviyi endokrinolog,
diyetisyen, egzersiz uzmanı ile psikolojik desteği
saptayacak bir ekip yapmalıdır. Bizim ülke
verilerimizde; 1965 ile 1971 yılları arasında
Türkiye'de şişmanlık oranı ortalama yüzde 28
bulunmasana rağmen, şimdi bazı illerimizde 36'lara
hatta 40'lara çıktığını öğreniyorum. Bazı kitaplar
şişmanlığı çevresel besin zehirlenmesi olarak
niteliyorlar. Çünkü şişmanlık oluşumunda % 30- 40
oranında genetik faktör etkili ama yüzde 60-70
oranında da çevresel ve sosyal sorunlar söz
konusu. Şişmanlık son 20 yılda neredeyse 2 kat
arttı. İnsan gen tipinde ise bu kadar hızlı bir
değişiklik olmayacağı söylediğine göre bu durumda
çevresel faktörlerin çozümüne ve alışkanlıkların
değişimine odaklanmak gerekiyor.
Su içsem
yarıyor!
Bu gerçek anlam olarak mübalaa
edilip zaten işin içine espri eklemek için
kullanılan bir deyim yani gerçeklik payı yok,
çünkü suyun enerji değeri yok. Peki kişileri bu
noktaya getiren nedir? Doğru kilo kaybı vücut yağ
dokusundaki azalma ile olur. Bu da yağsız doku
kitlesinin yani kas ağırlığının korunması
demektir. Bazal metabolik hız vücudumuzdaki yağ ve
yağsız doku ile orantılıdır. Sizin vücudunuzda ne
kadar çok kas varsa metabolik hızınız da o kadar
yüksek, yani yağ yakma kapasitenizde o kadar iyi
demektir. Tam tersi kas kütleniz azaldıkça yağ
yakma kapasitenizde azalır, işte yanlış bir
diyetle kilo yeren kişi yağ dokusundan çok kas
dokusunu kaybettiyse l gr kas kütlesi kaybı ile
2,7 gr su kaybetmiş demektir. Peki bu durumda ne
olur? Metabolik hız düştüğü için kişi az ya da
eskisi kadar yese de bu besinleri yakma kapasitesi
düştüğü için kilosu artacaktır. Aynı şekilde
kaybedilen su da bir miktar dengeleneceği için su
içsem yarıyor ifadesini söyler hale gelecektir. Bu
nedenle diyet mutlaka egzersiz ile
desteklenmelidir. Çünkü egzersiz yapan kişinin yağ
dokusu daha çabuk kaybolur. Egzersiz başlangıcında
vücut ağırlığında önemli bir azalma olmayabilir,
çünkü yağ dokusu azalırken başta kas kütlesi olmak
üzere yağsız vücut kitlesi artar. Kas kitlesi
arttığı için kilo kaybı az olabilir fakat sağlıklı
zayıflama sağlanır. Yapılacak sporun sıklığı,
tipi, aktivitenin hızı, şiddeti, süresi ve tekrar
sayısı önemlidir. Egzersize başlayacak kişinin
sağlık durumu gözden geçirilerek kişiye uygun
egzersiz programı bir uzman tarafından
hazırlanmalıdır.
Doğru diyet mi
acaba?
Size verilen programı kontrol
edin
Tüm besin grupları bir günlük diyet
içinde yer alıyor mu?
Bu besinler her zaman
alışveriş yaptığınız süpermarket veya manavda var
mı?
Yaşam tarzınıza ve bütçenize uygun
mu?
Program sevdiğiniz besinleri yemenize
de müsade ediyor mu?
Sadece birkaç hafta
değil ömür boyu uygulayabileceğiniz bir program
mı?
| | |